Ana Sayfa Deneyim Öneri Sanat Yoga

Karantinada İçe Dönüş

Ah Nisan! ah bahar ! doğanın uyanışına tüm hislerimizle şahit olamamak ne zormuş. Ama bu yüzden karalar bağlayacak değiliz.. Ben her sabah önce balkondan şöyle bir gökyüzünü selamlayarak, aldığım taze nefese şükrederek başlıyorum güne. Hele dün öyle güzel bir yağmur yağıyordu ki, mis gibiydi havanın kokusu.. Hiç bir karamsar düşünce beni bundan mahrum bırakamazdı. Bu yılda böyle karşılıyorduk baharı.

Sonra bu sabah, bir instagram hesabında, çok uzun zaman önce okuduğum kitaptan bir alıntı gördüm. Hatırlamak çok iyi geldi. Bende hemen paylaşmak ve burada ölümsüzleştirmek istedim.

Şöyle diyor Susanna Tamaro “Sevgili Mathilda-İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum” adlı kitabında; “Sevinci yeşertmek dünyanın çirkinliklerini ve bozukluklarını görmemek değildir, aldatıcı bir mutluluk yaratmak için gerçeklerin üstüne pembe bir tül atmak hiç değildir; tam tersine neşe içinde yaşamak demek; varoluşa değişik bir biçimde ait olmanın, o karanlık dünyaya tanıklık etmenin sonuna  dek bilincinde olmak demektir. Neşe, sözcüklerden değil bakışlardan oluşan bir dildir, neşe ikna etmez, bulaşır. Neşe, güçlü bir biçimde düzen bozucudur çünkü onun araç olduğu ayrımsız aşk da düzen bozucudur.”

Kendi adıma, içinde bulunduğum durumun çok farkındayım.. Her gün okuduklarım, izlediklerim beni de hayrete düşürmeye devam ediyor. Gelir adaleti olmayan bir düzende, sistemin bizi ne hale getirdiğinin de çok farkındayım. 2 haftadır evdeyim ve sonrasının ne olacağı hakkında benimde bir fikrim yok. Ama yüksek kaygının sağlığımı ne denli etkileyeceğinin de gayet bilincindeyim. Bu yüzden de hayat rutinimin ev kısmında sağlıklı bir şekilde devam ediyorum. Ve tabi ki neşeli bakmaya devam ediyorum hayata.

Öncelikle, ısrarla “evdekal” derken dışarıda çalışmak zorunda olanları daha fazla kaygıya düşürenleri kınıyorum. Şöyle diyorum ben, eğer mecburiyetin yoksa, evden çıkma. Çalışmak zorunda olanlara alan tanı.

Çalışmak zorunda olsaydım da, kendime her zamankinden çok daha özen gösterirdim.

Evet biz evdeyiz ve evde olmaktan da hiç sıkılmıyoruz. Yoga matım, kitaplarım, mumlarımız, kedimiz Sezar, balığımız Pudi, kaktüslerimiz, müziğimiz, kahvemiz, Onur’un maketleri, pencereyi açtığımızda, ya da balkona çıktığımızda içimizi ısıtan güneş ya da yağmurun kokusu hala yanımızda.

İmparator Sezar ve Pudi Reis

Ve biz baharı bu yıl böyle karşılıyoruz. Kış boyu içeride olan bitkilerimizi, kaktüslerimizi temiz hava almaları için balkona çıkardık. Bugün kendilerinin toprakları ile ilgileneceğiz. Çok tavsiye ederiz 🙂 Yanına da bir senfoni konseri açabilirsiniz. ( Berlin Filarmoni Orkestrası bu süreçte konserlerini kendi sayfasından ücretsiz paylaşıyor. )

Yoga ve Meditasyon !

Her sabah kendime verdiğim en güzel hediye…

Yoga ve meditasyon sonrası ise, bana iyi geldiğini bildiğim yağlarla bir güzel aroma terapi yapıyorum. Çok iyi geliyor !

Bazı sabahlar yoga pratiğimi instagram üzerinden paylaşıyorum. Dilerseniz sizde katılabilirsiniz. Güzel geçtiği konusunda mesajlar alıyorum:)

Netflix Dizilerimiz:

Bu sıralar, favori dizimiz “The Crown” kesinlikle tavsiye ederiz. Elizabeth’in tahta geçişi ile başlayan dönemi heyecanla takip edeceksiniz. Özellikle dönem dizilerini sevenler, Onur gibi gri, yağışlı Londra havasına bayılanlar da ayrıca göz atabilir 🙂 Benim sevgili dizim “Anne with an E “ i söylememe gerek yok sanırım. Bir önceki yazı da anlatmıştım:) Bir de geçtiğimiz gün Netflix’in 4 bölümlük mini dizisi “Unortodox “ u izledik. 4 bölümü bir akşamda bitirdik. 19 yaşında, görücü usulü evlendirilmiş, yahudi bir kızın “ben olma” mücadelesini ara vermeden,soluksuz izleyeceksiniz.. Etkileyici ve hikaye hiç yabancı değil.

Anne with An E

Kitaplar mı ? En Sevdiğim !

Böyle bir durulmaya girmişken kendimi kitap okumaktan alamıyorum. Haluk Bilginer’de bununla ilgili bir paylaşımda bulunmuş. Ne kadar da güzel söylemiş. “Okumak sizi evinizden çıkarır, bambaşka yerlere götürür, okumak sorgulatır, okumak merak uyandırır, okumak çözüm üretir. iyi okumalar.” çok çok katılıyorum ve son iki hafta içinde okuduğum ve tavsiye ettiğim kitapları sizinle paylaşıyorum.

Ben Kirke / Bir önceki yazımda bu kitaba dolu dolu yer vermiştim. http://www.herkesehello.com/deneyim/anne-with-an-e-ve-ben-kirke-biraz-ilham-arayanlara/

Şeker Portakalı / Ortaokuldaydım ilk okuduğumda. Yıllar sonra tekrar okumak bana çok iyi geldi. Canım Zeze, senden öğrenecek çok şey var. Okuyabilir ve bir çocuğa ya da kendi çocuğunuza hediye edebilirsiniz.

Siddhartha / Hep başlayıp, hep devam edememiştim. Zamanı bu süreçmiş demek. Siddharta’nın yolculuğunda kendime katacak çok şeyim var.

Masal Terapi / Baş ucu kitaplarımdandır. Adı üstünde masal. Her gün kendine bir masal hediye edebilirsin.

Günlük Tutmak !

Hangimiz küçükken günlük tutmadık ki ? Şimdi niye yazmayalım. Al bi defter, içinden ne geliyorsa, ne hissediyorsan yaz !

Paylaşmak!

Kimse istediği için değil, eğer kendi içinden geliyorsa ve tabi imkanın varsa, illa ki para olmak zorunda da değil. Çevrende kötü durumda olduğunu bildiğin biri varsa belki gıdanı paylaşabilirsin. Belki yaptığın çorbayı. ( hijyenime güveniyorum. ) Belki de dinlediğin bir müziği bir başkasına iyi geleceğini düşünerek paylaşabilirsin. Belki okuduğun kitabı yakınında olan biriyle paylaşabilirsin. Sokakta ki dostlarımızla yemeğimizi paylaşmak, marketlerden onlara da dostluk maması almak. Özellikle herkesin evlerine kapandığı bir dönemde çok hoş olmaz m? Paylaşmak güzeldir, paylaşmak ilham vericidir.

Madem bu kadar paylaşımdan söz ettik. Size bir de yeşil mi yeşil sağlıklı mı sağlıklı bir içecek tarifi vereyim.

Esra’nın Yeşil mi Yeşil – Sağlıklı mı Sağlıklı İçecekleri

Hemen ağız burun kıvırmayın! tadı abartıldığı kadar kötü değil ! Ayrıca hepimizin evinde olan malzemeler 🙂

İlk tarifin malzemeleri şöyle : Kereviz sapı ve yaprakları ( yemeğini yaparken onları atma. ) Limon ( sıkılmış değil, limonun kendisi ) yeşil elma, belki biraz maydanoz. Evet göz kararı. At blender’a. koy bardağa afiyetle iç, ister bir dikişte. İster tadını çıkara çıkara 🙂 Çiğ sebzenin faydası, pişmişe göre çok daha fazlaymış. Öyle okudum.

Bir diğeri ise ; Kerevizle hiç yapamıyorum diyorsan. Ispanak, limon ve armut belki de yine elma 🙂 at blender’a. işte bu kadar!

Not: yukarıdaki malzemelere karşı hassasiyeti olanlar yapmasınlar!

Kahvaltı !

Hani en güzel öğündür ya ! Hani biz böyle sadece hafta sonlarını beklemek zorundaydık ya. İşte size fırsat, hazırla müthiş özenle sofranı.. Uzun uzun çay muhabbetlerin olsun 🙂

Bu pis virüs, bizden biraz durulmamızı istedi galiba, durup biraz düşünmemizi belki. Koşarak bir yere varıp, varmadığımızı bilemediğimiz hayatlarımıza dışarıdan bakmamızı istedi belki. Ne kadar bencilleştiğimizi göstermek istedi. Şimdi neredeyse tüm dünya aynı durumdayız. Altından kalkacağız elbette. Umarım daha farkında bir dünyaya doğru yol alırız…

ve ve ve bu kabus bittiğinde anneme, babama ve kardeşime kocamannnn sarılacağım ! Sizde sevdiceklerinize sımsıkı sarılın !

Bitişi Anne with an E ‘den bir replikle yapmak istiyorum;

Sürekli mutlu olmayı beklemek.. Bu ne mümkün ne de gerçekçi. Kederi tatmadan mutluluğu anlayamazsın. En yükseklere çıkanlar aynı zamanda en derinlere de inebilir. Bu bir denge işi. Güzelliği de bu.

çok sevgiler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir