Ana Sayfa Deneyim Öneri Sanat Seyahat

Bir Sanat Köyü: Yeniçarohori

Herkese Hello !

Bugün yazı köşemi sahile taşıdım. Bir yandan kahvaltı yaparken, bir yandan da size bu sevimli köyü anlatacağım. Fonda ise Edith Piaf var. Okurken dinlemenizi tavsiye ederim 🙂

Efendim, Küçükköy ya da Yeniçarohori Ayvalık’a yaklaşık 8 km uzaklıkta, eskiden rumların yaşadığı, mübadele ile birlikte Boşnakların yerleştiği, 1980’lerde yaşam koşulları ile terk edilmeye yüz tutmuş, şimdilerde ise yeniden canlanan, her yerinde sanat galerileri bulunan minik, tatlı bir köy.

İşte size tam bu noktada nasıl canlanmış peki ? kısmından bahsetmek istiyorum, ki ülkemizde güzel şeylerin de olduğunu görelim. Biraz mutlu olalım.

Simay Dinç, Türkiye’nin ilk yaratıcı girişimcilik köyü “Yeniçarohori” projesini hayata geçiren isim. Sanatçı Uğur Çalışkan, yönetmen ve dijital tasarımcı olan Eray Dinç’inde desteği ile Yeniçarohori’yi bir sanat ve tasarım köyüne dönüştürmek için ilk adımı atmışlar.

KıraARThane


Simay Dinç ve Eray Dinç, köyde yer alan eski bir kıraathaneyi “dijital yaratıcılık merkezi” olması amacıyla “Kıraarthane” ismiyle restore edip yeniden açmışlar. Eğer dijital projeleriniz varsa buraya getirebiliyorsunuz. Burada uzmanlar tarafından incelenen projeniz için destek alabiliyor ve dünyada tanıtımını yapabiliyorsunuz.

Bir röportajda şöyle diyor Simay Dinç;
Kıraarthane’nin misyonu köy çocuklarını dijital sanat ile tanıştırmak, seminerler, söyleşiler düzenleyerek bu konudaki ilgilerini arttırmak ve kendi oyunlarını tasarlamasına olanak sunmak.Şimdiden Dünya’da ki yaratıcı endustriler arasında ses getirmeyi başardık.

Sizce de şahane değil mi ?

Rum evlerinin restore edilmesi ile oluşturulan sanat, tasarım galerileri ise gençlere çeşitli work shop imkanları da sunuyor.

Bana göre baya baya umut verici olan bu bilgiden sonra, bu güzel köyde başka neler yapılır? ondan bahsetmek istiyorum.

Boşnakların olduğu yerde takdir ederseniz ki boşnak böreği ve mantısı meşhur olacaktır. Eğer acıktıysanız hemen bir kafeye girip, boşnak böreğinizi ve çayınızı söylebilirsiniz. Kahvenizi ister köy meydanında ki kahve de isterseniz yine bu keyifli kafelerden birinde alabilirsiniz.

Köy minicik olduğundan gezmesi de çok kolay. O yüzden ağır ağır, fark ederek, görerek gezmenizi tavsiye ederim. Elbette hepimiz şehirde bu kadar renkli bir alanda yaşamadığımız için bol bol fotoğraf çekeceğiz ::)

Şuraya Bolca Kalp 🙂

Ama en güzeli orada yaşayanların, göçmen şivelerine kulak vermek olacaktır. Kendinizi bir Çağan Irmak filminde hissedebilirsiniz. Dışı sizi içi bizi yakar derler mi bilmem ama telaşsızlıkları o kadar güzel görünüyor ki insan özenmeden edemiyor 🙂 Tadını çıkarın.

Ben Küçükköy’ü en çok da içinde ki girişimciliği pek sevdim. Umarım değer görür, umarım daha da fazla amacına ulaşır.

Benden bu kadar, eklemek istedikleriniz ya da sormak istedikleriniz varsa sizi yorum kısmına beklerim.

Çok sevgiler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir