Ana Sayfa Deneyim Seyahat

Datça: Bir Yaz Gecesi Rüyası

2013 yılında tanışmıştım Datça ile. Yağmur’la gitmiştik. Aşırı virajlar, bitmek bilmeyen yol nedeniyle, Yağmur’un “Abla seni öldüreceğim! Nereden buldun burayı” haykırışlarına oldukça maruz kaldım ama ne demiş Can Yücel: Ne harika yer burası ! Nereden buldun bu Datça’yı ? Elimle koymuş gibi buldum.. Vardığımızda karşılaştığımız cennet tabi ki Can Yücel gibi düşünmemizi sağladı. Ve hatta ben üstüne 2 kere daha ziyaret ettim bu cenneti.

Aslında Datça değil de Eski Datça diye bahsetmek daha doğru olacak sanırım. Çünkü biz merkezde değil, merkeze yakın mesafede bulunan Eski Datça Köyün’de kaldık.

Otelimiz / Eski Datça Butik Otel

 

Şimdi ben burada baya abarta, abarta anlatacağım ama beni tanıyanlar bilir ki, benim bayıldığım yerler kimine göre oldukça sıkıcıdır 🙂 O yüzden hemen uyarayım. Burası, Alaçatı’nın minik, sakin, bozulmamış, bangır bangır müziği olmayan entellektüel hali. Hani burası şarabınızı elinize alıp, sokaklarında kitap okuyabileceğiniz. Can Yücel’in sokağında şiir aşkınızın kabaracağı baya huzurlu bir yer. En azından o sene öyleydi. Sokakta bir yerden fransız şarkılarını duyarsınız tatlı tatlı falan. Ay anlattıkça içim gitti. Sanırım bu yaz Onur’a hadi Datça’ya gidelim diyeceğim:)

Can Yücel Evi

Neyse efendim. Hayallere dalmadan, neler yapılır? Bir yazayım :

Öncelikle, Gece ne kadar geç yatarsanız yatın, sabah erkenden açarsınız gözlerinizi Eski Datça’da. Bol oksijen vardır çünkü. Mis gibi oksijenden sonra harika bir kahvaltı karşılar sizi. Doyduktan sonra küçük bir yürüyüş tavsiye ederim. Takın kulaklığınızı fonda Yan Tiersen. Kaybolun sokaklarında. Taş evler, taş sokaklar, tarih, doğa hepsi bir arada cennet cennet ! Yoruldunuz değil mi? Girişte Orhan’ın kahvesi var. Bir kahve molası verin Can Baba’nın yarım kalan şarabına karşı. Bir şiirini geçirin içinizden ohh miss 🙂

Ayy hadi sıcak oldu denize girelim dediğinizi duyar gibiyim. Eski Datça denize birazcık uzak. Arabanız varsa rahat. Diğer türlü dolmuşların saatlerine bakacaksınız. Tatilinizin bir günü yakın bir plajda vakit geçirebilirsiniz. Ama bir gününü mutlaka tekne turuna ayırın. Gezdiğiniz koylara gömülmek isteyeceksiniz. “Atın beni denizlere dıdıdım yalan dünya size kalsın!! :))”

Akşam dönün yine Eski Datça’ya mis gibi hazırlanın. Nereden tatlı bir müzik sesi geliyorsa oraya doğru gidin. Bu büyük ihtimalle Antik Bar ya da Kocca Ev olacaktır. İkisi de oldukça başarılılar. Şarap için 🙂

             

Hiç mi merkez görmedin derseniz, elbet gördüm. Bir akşamda merkezde sahil boyu restoranlar var. Masaları kumsalda, renkli renkli ışıklar altında. Burada rakı balığı hak ediyorsunuz bence.

Ben baharını da, yazını da çok sevmiştim. Benim gibi yerleri sevenlere tavsiyemdir.

Datça benden bu kadar.

Öptüm kib, byyyyyyeee

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir