Ana Sayfa Deneyim Seyahat

Eylül Rotası : Kıbrıs

Herkese Hello !

Geçtiğimiz hafta bir ada havası alalım dedik. Akdeniz’in Sicilya ve Sardinya’dan sonra üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’a doğru yola çıktık. Bu koca ada için anlatılacak pek çok şey var. Hadi başlayalımmm !

Öncelikle Kıbrıs’ı sadece casino’lardan ibaret görmek çok yanlış. Çünkü ada gerek yakın tarihi ile, gerek doğası ve gezilecek yerleri ile oldukça ilgi çekici.

Girne Kalesi

Gelelim genel notlara;

*Trafik ters akıyor ve direksiyon sağda.

*Dört tarafı denizlerle çevrili bir yerde balık ürünlerini görmek istersiniz ama balık kültürü neredeyse hiç gelişmemiş.  Yani rakı balık keyfi için pek doğru bir seçim değil.

*Evet alkol marketlerde çok ucuz! Ama mekanlara göre alkol fiyatları da farklılık gösteriyor. Mesela beach clublarda 33’lük bira satılıyor ve 15 TL. Oysa ki markette 50’lik hali 4.5 tl 🙂

*Adettendir Casino’da gör dediler. Gördüm ve içeride geçirdiğim toplam süre 20 dakika bile olmadı. Bu sürede de sadece oynayan insanları gözlemledim.  Ben oyun oynamak için fazla hareketli ve neşeliyim sanırım. Tercih meselesi gidip görebilirsiniz. Bu arada evet içeride içtiğiniz her şey sigara bile ücretsiz.

*Ben her zaman ki gibi köyleri çok sevdim, eski Rum evlerini, daracık taş sokakları, old townlarda tarihe dalmayı…

Girne Kalesi Kraliçe Odası
Bellapais
St.Hilarion Kalesi’nde Zirveye Ulaşmaya Çalışan Bir Esra

*Şanslıyım çünkü Onur buradan mezun olduğu için sağlam rehberlik yaptı.

*İlk iki gün Onur’un okulunun bulunduğu Lefke’de kaldık. Tam bir sahil kasabası. Kalan 2 günde Girne’de limanda otantik bir butik otelde konakladık.

Lefkoşa

Lefkoşa bildiğiniz üzere başkent. Burayı diğer başkentlerden ayıran özellik, Rum ve Türk kesiminin yani farklı iki milletin aynı başkenti paylaşıyor olması. Lefkoşa’da bir sınır var ve bu sınırdan Rum kesimine eğer Türk vatandaşı iseniz  giremiyorsunuz. Pasaport ile ilk girişinizi oradan yapabilirsiniz. Onun dışında bir tel örgünün arkasından Rum tarafını görebiliyorsunuz. İnsan kendini gerçekten tuhaf hissediyor.

Hello Rum Kardeşler

Lefkoşa yakın tarihin izlerini en çok taşıyan yer oldu benim için.

Old Town sevenler, Lefkoşa Sur İçi, Büyük Han ve tarihi çarşısını mutlaka ziyaret edin. Ara sokakları keşfetmeyi de unutmayın.

Gezinizi tamamladıktan sonra Büyük Han’da bir kahve molası verin. Türk kahvesinin biraz değişik hali olan “con kahvesi” nin tadına bakın. Han Osmanlı döneminde inşa edilmiş, İzmir Kızlar Ağası Han’ını andırıyor.  Aşağıdaki linkten kısa videosunu izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/qIECovJHsl0

Con Kahvesi mi O 🙂
Lefkoşa Büyük Han

                                         

Lefkoşa Old Town

Gazi Magusa

Gazi Magusa’nın en önemli özelliği içinde bulundurduğu “Kapalı Maraş” bölgesi. Bu bölge 1974 Barış Harekatından sonra olduğu gibi kalmış ve şuanda alana giriş yasak. Bir dönemin Las Vegas’ı sayılan Kapalı Maraş şuan da hayalet şehir gibi. Bu bölgenin böyle kalması ise Türk ve Rumlar arasında ki pazarlık bölgesi olmasıymış. Kıbrıs’ta bir çok yerde kendinizi 70’lerde bir filmde gibi hissediyorsunuz ama burada daha fazla.Ne garip değil mi?

                              

Gazi Magusa

Kapalı Maraş’ın önünde kalan plaj “Palm Beach” ise Kıbrıs’ın en gözde plajlarından biri. Biz denize girmedik ama içimde gitmedi değil 🙂

Veee Gazi Mağusa’da bulunan St. Nicholas Katedrali. 1300’lü yıllarda yapıldığı düşünülen gotik tarzdaki bu katedral Akdeniz’in en gözde yapılarından biri. Şuan camiye çevrilmiş ve adı Lala Mustafa Paşa Cami.

St Nicholas Katedrali

Son olarak, Namık Kemal’in Osmanlı tarafından “Vatan Yahut Silistre” şiiri dolayısıyla sürgüne gönderilip, hapsedildiği zindan da burada bulunuyor. İçini görünce bile tüyleriniz diken diken oluyor.

Girne

Sanırım en çok Girne’yi sevdim. Biz tatilimizin son iki gününde Girne’de limanda bulunan şahane manzaralı bir butik otelde kaldık. Girne sokaklarına ve Girne Kale’sine tabi ki bayıldım.

Bir de Bellapais ve muhteşem manzarası var tabi. Kıbrıs’a yolunuz düşerse eğer Bellapais Manastırı’nı görmeden dönmeyin derim. Ayrıca sokaklarında bol kahve molaları verin.

Bellapais Manastırı
Bellapais Manastırı Manzara

Geldik kondisyonuna güvenenlere ve birazda yükseklik korkusu olmayanlara, 732 metreye tırmanmayı göze alanlar, buyursunlar St Hilarion Kalesi:) tarihte bir çok rivayete sahip olan bu kaleye tırmanmak isteyenler kesinlikle ayakkabı giymeli ve yanına su almalılar.

Zirveye ulaşana kadar enfes manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Çıkınca biraz başınız dönüyor ama inanın buna değiyor. Zirvede çektiğim video’ya ve o efsane manzaraya şuracıkta bulunan linkten ulaşabilirsiniz.https://youtu.be/ssq804KYG8Q

St. Hilarion Kalesi
St.Hilarion Manzara
Şovalye Ruhlu Kocam:)

                                              

Girne Old Town

 

               

 

Girne Kalesi’nden Liman

O kadar gezdiniz, denize girmediniz mi ? derseniz 🙂 Son gün “buradan denize girmeden dönmeyeceğim” dedim ve Girne yakınlarında Escape Beach’e gittik. Su sıcaklığı tam benim sevdiğim gibi ılık. Deniz turkuaz ve kum 🙂 Bi nevi Çeşme’de gibi hissedebilirsiniz. Beach girişleri burada da ücretli. İçerideki fiyatlar ortalamanın bi tık üstüne. Escape Beach’e giriş için kişi başı 30 TL ödedik.

Escape Beach

Bugüne kadar paylaştığım en uzun yazı oldu sanırım. Mavi Köşk’ ü özellikle yazmadım. Çünkü ona ayrı bir sayfa ayıracağım. Neyse son notlarımı da şuracığa karalayıp gideyim ben.

*Kıbrıs ekonomik bir gezi isteyenler için ideal bir rota. Tabi işin içine casino girmezse:)

*Önce seyahatinizin amacını belirleyin. Tatil mi ? Gezmek mi ? Çünkü ikisi bir arada biraz zor. Mesela amacınız gezmekse her şey dahil otellere kapatmayın kendinizi. Ama ben deniz, kum, güneş akşamda biraz casino insanıyım diyorsanız, tabi ki tercihiniz büyük otellerden yana olmalı.

*Eğer gezmeyi planlayanlardansanız, araba kiralamak şart. Türkiye ehliyetiniz geçerli. Fiyatlar günlük ortalama 100-200 TL’den başlıyor.

*Ören yerlerine girişler, tam 7 TL öğrenci 5 TL.

Girne Kalesi’nde Askerlerle Bir Selfie

*Yemek konusunda biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Fiyatlarda ortalamanın biraz üstünde.

*Girne’de akşam güzel kokteyller içmek ve iyi müzik dinlemek için Ego Bar’ı tercih edebilirsiniz. Kokteyller 30 TL’den başlıyor. Azure adında ki mekan içinde çok iyi müzikler ve rum havası barındıyor ama çalışanlar aşırı suratsız. Tavsiye etmem. Rakı içmek içinse Girne’de Hür deniz diye bir mekana gittik. Rum ezgileri, türk sanat müziği iyi hoş ama malesef mezeler ve balıklar kötü. Başta da söylediğim gibi Kıbrıs’ta Rakı& balık olayına girmeyin.

*Bir sergiye denk gelirseniz. Girin gezin.

*Gezme molalarında ki kahveler mutluluk içeriyor.

*Kıbrıs bozkır ada ama tabi ağaçsız da değil. Dağ yolunu çok sevdim. Sizde kullanabilirsiniz. Manzaralar efsane:)

Dağ Yolu

*Rivayet içeren yerler hep ilgimi çekmiştir. St. Hilarion’dan sonra dağ yolundan devam ederseniz, 74 Barış Harekatı sırasında dağın büyük bir bölümünü aşıp, bir noktada takılı kalan ve oraya ulaşmayı nası başardığı bilinemeyen tankı da görebilirsiniz. Kendisi 1974 yılından beri orada.

 

*Antik ve Roma Dönemi’nin izlerini taşıyan Antik Kent Salamis’i biz ziyaret edemedik. Belki siz uğrarsınız 🙂

Şimdi bir sonraki yazıya kadar,

Kib byeeeee !

Instagram hesabımı da takip etmeyi unutmayın 😀 https://www.instagram.com/esratngt/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir