Ana Sayfa Deneyim Seyahat

Pamukkale

Herkese hello!

Yaz güzel, gezmek şahane ama izinler kısıtlı 🙂 Bizde kısa zamanda ne kadar dinlenir, ne kadar gezersek o kadar iyi dedik ve Akdeniz’e doğru yola çıktık.

Bugün size ilk durağımız olan Pamukkale’den bahsedeceğim. Herkes Pamukkale’yi bilir ve hatta çoğu kişinin bir kaç kez bile görmüşlüğü vardır. Ama ben Pamukkale’yi hiç görmemiştim.

Ne yalan söyleyeyim heyacanla yola çıktık. Önce Pamukkale’ye 5 km uzaklıkta, Karahayıt Kasabası’nda bulunan adı kırmızı kendi yeşil olan suya gittik.  Zengin mineralleri sayesinde sadece cilde değil, bir çok hastalığa da şifa olan kaplıcada biraz vakit geçirdikten sonra Pamukkale’ye doğru yola çıktık.

Karahayıt / Kırmızı Su

İçinde Hierapolis Antik Kenti’ni de barındaran bölgeyi gezmek baya keyifli olacaktı. Bloglarda okuduğum kadarıyla bir kaç saatte biteceği söyleniyordu. Fakat gördüğümde bunun kesinlikle böyle olmadığını fark ettim.

Antik Tiyatro’ya Ulaşamayanlar

Neyse efendim Pamukkale’ye giriş müze kart sahibi değilseniz 35 TL. Bizde artık bu karta sahip olma zamanımız geldiğini fark edip, almaya karar verdik. Kendisi 50 TL.

Güney kapısından giriş yaptığımız Pamukkale travertenlerine ulaşmak için yoğun bir çaba harcıyorsunuz. Biraz emek gösterin imajı yaratmaya çalışmış olacaklar ki ortada pek fazla yönlendirme göremedik.

Derken tam bir “Hayaller” “Gerçekler” 🙂 içerde resmen çin halk ordusu kalabalığı 🙂 Onca kalabalıkta ne kadar şifalı yanı kalmıştır bilemiyoruz ama gelmişiz bir kere giriyoruz kalabalığın içine.

Peki nasıl oluşmuş bu travertenler? okuduğum bilgiye göre,

Travertenler çeşitli kimyasal reaksiyonların çökelmesi sonucunda oluşuyor. Aslında bir çeşit kayadır. Pamukkale bölgesinde travertenlerin olduğu alanda 17 adet sıcaklığı 35-100 derece arasında değişin sıcak su kaynağı bulunuyor. Bu termal su kaynağından çıktıktan sonra travertenlerin başına geliyor ve travertenlerin katlarında çökelmeye başlıyor.

Termal su kaynağından çıkarken 35 derece civarında oluyor. Suyun içerisinde bol miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunuyor. Kaynaktan çıktıktan sonra oksijen ile temas ettiğinde Karbondioksit ve Karbon Monoksit uçuyor. Geriye de Kalsiyum Karbonat kalıp çökelmeye başlıyor. Aslında ilk olarak jel halinde oluşuyor. Zaman içinde sertleşerek kaya formuna giriyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yerini alan Pamukkale’nin pamuk güzelliğini korumasını umuyorum.

Antik Havuz:

Kleopatra havuzu olarak da bilinen bu havuzun içinde antik kalıntılar bulunuyor. Sıcak termal suyun bulunduğu havuzun şifalı olduğu biliniyor. Hatta rivayete göre bu havuza giren kadınlar güzelleşiyormuş 🙂 Ben yeterince güzel olduğum için girmedim 🙂 🙂 Şaka şaka 50 TL giriş ücretini görünce “yok artık! ,ayıp be! ” gibi tepkiler verip kaçarak uzaklaştık. Üzgünüm ama gerçekçi bir blogger olmaya çalışıyorum 😀

Hierapolis Antik Kenti:

İşte benim asıl gezeceğim yer burasıymış. Fakat yolda mola verir gibi uğradığımız Denizli’de çok fazla vaktimiz kalmamıştı. Hızlıca tur atmak zorunda kaldık. İçinde bulunan bir çok tapınak ve dinsel yapı dolayısıyla Kutsal Kent olarak anılıyor. Kent son değişimlerinden sonra Roma etkisini taşıyor. Eğer bir daha yolum düşerse kesinlikle tamamını gezeceğim.

Anıt Mezar / Roma Dönemi
Sütunlu Lahit / Roma Dönemi

Pamukkale’de Neler Yapılır mı ?

Sularda amaçsızca dolaşıp, fotoğraf çekilebilirsiniz.  ( yanınıza terlikleriniz için poşet almayı unutmayın. )

Hierepolis’i gezebilirsiniz.

“50 TL veririm ben ya!” diyenler havuza da girebilir.

Bol, bol güneş kremi sürün. Güneş acayip yakıyor.

Ayrıca, Çevresinde bir şeyler yemek ya da içmek isterseniz, saçma fiyatlarla karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

Acaba fotoğraflardan bakmak yeterli miydi ? diyerek Pamukkale’den ayrılıyoruz.

Kekova yazısı ile geri döneceğim. İnanın daha renkli ve eğlenceli olacak.

Şimdilik,

Kib byeeee !

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir