Ana Sayfa Deneyim Öneri Seyahat

Teos Antik Kenti: Zeytin Ağaçlarının Arasında Tarihi Bir Yolculuk

Sakin, telaşsız ve biraz da ruhumuzu doyuran bir gün için çıktık yola.

Hava tam kıvamındaydı, güneş ısıtıyor ama yakmıyor. Denize girmek içinse oldukça uygun. Sığacık’a doğru yol aldık. Teos’da bir koya gittik. Kayalıkların üzerinde kendimize güzel bir loca hazırladık. Deniz öyle muhteşemdi ki, hem berraklığı hem o güzel yeşil rengi ile bizi hemen kendine çağırdı. Su altında balıkların peşinden gitmek son derece sakinleştirici bir aktiviteydi. Sonrasında kitap ve kahvelerimiz, biraz güneş sıcaklığı, biraz bulut serinliği ile tam da istediğimiz gibi bir gün oldu.

Hep kendimi paylaşmayım 🙂 Biraz da Onur diyelim:)

Akşam üzeri Teos Antik Kent’e geçtik.

Antik kentleri, enerjilerini ve verdiği yaşanmışlık hissiyatını çok severim. Teos Antik Kenti’nin yeri ise bende bir başkadır. Bundan önce 2 kere daha gitmiştik. Birinde bisikletle gezmiştik 🙂 Hatta ben her zaman ki gibi bir rivayet uydurmuştum. “Teos Antik Kenti’ni bisikletle gezenler, ömür boyu aşırı mutlu olurlarmış” Nasıl inanırsak öyle !

Bisikletle Antik Kent / 2015


2015 🙂

Neyse anlatmak istediğim yine bu değildi:) Teos Antik Kenti’nin yüzlerce hatta binlerce yıllık zeytin ağaçlarının arasında oluşu ve bu ağaçlara dokunarak yürümenin enerjisi ruhuma hep çok iyi gelmiştir. Bir de biraz tepeye doğru çıktıkça beliren deniz manzarası muazzamdır.

Şansımıza gittiğimizde kimseler yoktu. Koca kent ve o muhteşem sessizlik bizimdi ! Biraz ağaçlara dokunarak, biraz da sessizliği dinleyerek güneşin neredeyse son demlerine kadar vakit geçirdik.

Çok ayrıntıya girmeden ( ben de bloglarda uzun uzadıya, aklımda asla kalmayacak bilgileri okumayı pek sevmem de ) tatlı tatlı bilgi vermek gerekirse,

Teos Antik Kenti’nin MÖ 1000’li yıllarda Şarap Tanrısı Dionysos’un oğlu Athamas tarafından kurulan bir antik kent olduğu iddia edilmektedir.
Bugün Antik Kentten ayakta kalan az yapı olsa da, tiyatrosu, agorası, meclis binası, hamamı, surları, limanı bulunmaktadır. Bu yapıların ortaya çıkarılması ile ilgili çalışmalar da hala devam etmektedir.

Dionysos için bir çok tapınak yapılmış, fakat bunların en görkemlisinin Teos Antik Kenti’nde olduğu bilinmektedir.

Medeniyetin, sanatın destekçisi ve barış aşığı olan Dionysos ise şarabın sadece sarhoş ediciliğini değil, sosyal ve faydalı etkilerini de temsil edermiş.

Gelelim zeytin ağaçlarına! Teos’ta bahsettiğim asırlık zeytin ağaçlarının en görkemlisi “Umay Nine Ağacı” imiş. 1800 yaşında olduğu tahmin edilen ağaca Buket Uzuner’in romanlarındaki bilge anadolu kadınından esinle bu ad verilmiş. Uzunca baktım Umay Nine Ağacı’na.. Heybetine, gücüne, güzelliğine…Ağaçlara sarılmanın enerjisine inandığım için, tabi ki de kendisine kocaman sarıldım. Çok da iyi geldi !

Ah bir de “Lanet Yazıtları” var ki ! kent savunmasında önemli bir yeri olduğu söyleniyor.

Şöyle geçiyormuş bir yazıtta;


“Her kim genel olarak Teos halkına ya da özel bir bireye karşı zehirli ilaçlara başvurursa, hem o, hem de soyu sopu yok olup gitsin!

Her kim Teos toprağına kara ve deniz yoluyla tahıl getirilmesini hile ve istismarla engellerse veya ithal edilen malları yeniden kentin dışına çıkarırsa, hem o, hem de soyu yok olup gitsin.” 

Merak ediyorum, bu lanetlerle yok olup gitmeye cesaret eden, ya da yok olan olmuş mudur?

Benden bilgiler bu kadar, daha fazlasını hem gezerek, hem de okuyarak bulabilirsiniz 🙂

Yolunuz Teos’a düşerse, ki bir bahar günü düşsün isterim ! Şöyle sabah saatlerinde ya da gün batımı yakınlarında gitmenizi tavsiye ederim. Sanki bu saatlerin enerjisi çok daha uygun gibi.

Sakin ve aklınızda başka ne varsa onu erteleyerek yürüyün. Zeytin ağaçlarına yaslanın, dokunun, hatta sarılın. Tiyatrodan yukarı doğru çıkın, güneşi ve denizi selamlayın. Binlerce yıl öncesini ve yaşanmışlıkları hayal edin. İyi gelecek. Bana inanın 🙂

Çok sevgiler!



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir