Ana Sayfa Deneyim Yoga

Karantina

“Selam ! Esra ben. ‘Herkese Hello’ diye bir blogum var. Ara arada themagger’da yazılarım yayınlanıyor.” diye bir post paylaşmışım instagramda geçen yıl bugün.

Evet esra ben. Sadeliği, ilham almayı, ilham olmayı, yeni yerlerde bulunmayı, okumayı, yogayı, doğayı.. ve tüm bunların bende ki etkisini paylaşmayı çok seviyorum. Geçen yıl bugün.. 2020 yılının nasıl geçeceğinden habersiz genel olarak blogumda hep bunları yazıp paylaşıyordum. Belki de keyfimizin çok yerinde olduğu günlerdi.

Sonra bir gün bir virüs geldi ve ardından getirebileceği tüm kötü olayları da üst üste beraberinde getirdi. Bir süre evlerimize kapandık. İç dünyamıza döndük. Bununla ilgili konuştuk, yazdık. Bir yerlerde hep bir kaygı belki biraz huzursuzlukla hayatımızı devam ettirmeyi sürdürdük.

Bugün 20 Kasım. Koca bir bahar, koca bir yaz bitti. Şimdi kışa hazırlanırken her şey olduğu gibi devam ediyor. Ve buna ikinci dalga, ikinci dönem vs vs gibi isimler koyuyorlar. Her gün yüzlerce insan bu salgından hayatını kaybediyor. Kimileri acı çekiyor.

Süreç içerisinde önce kendimiz, sonra ailemiz ve sevdiklerimiz için ve sonra da toplum için elimizden ne geliyorsa onu yaptık diyebilirim. Maske hayatımızın en önemli parçası oldu. Şehrimizden uzaklaşmadık. Sosyalleşmeyi askıya aldık. İş – ev gibi bir hayat oluşturduk. Dışarı çıktığımız zamanlarda da kalabalıktan uzak yerleri tercih ettik. Ve genelde doğaya kaçtık. Tüm bu hassasiyetlerimiz karşısında bugün karantinamızın 7. günü.. Panik yok ! pozitif değiliz. Ailemizin en dikkatli ve en hassas olan üyesinin pozitif çıkması sonucu yakın temas dolayısıyla bizde karantinaya alındık. Şükür ki kendisi gayet iyi, ayakta bir süreç geçiriyor.

Bize gelince sağlık olarak gayet iyiyiz. Fakat Ben karantinaya girdiğimiz gece ananemi kaybettim. Sanırım hayatımda yaşadığım en büyük acılardan biriydi iliklerime kadar hissettiğim. . O ve dedem benim çocukluğumun en güzel anılarının en tatlı kahramanlarıydı. Hiç gitmeyecekler sanıyordum. Ama öyle olmadı.

Gidemedim, duramadım, sığamadım. Kendimizle bir yas süreci. Hiç kolay olmadı. Sonra ki günlerde kabullenmenin farkına varmaya başladım. Acıyı reddedip, ya da ondan kaçıp, normalleşmeye çalışmadım ama. Üstünü kapatmadan, kendime de şefkat göstererek kabul etmeyi denedim. Başarılı da oldu sanırım. Şimdi daha iyiyim. Ara ara fotoğraflarımıza bakıyorum, an’larımızı hatırlıyorum, dualar ediyorum, şarkılar dinleyip duygulanıyorum bazen. Kendimi zorladığım ya da kaçtığım hiç bir duygu yok. Her şey olması gerektiği gibi.

Neden böyle bir yazı yazdığımı bilmiyorum. “Bana hiç bir şey olmaz” demeyin belki diye.. Ben hastalık sürecine girmeden karantinayı yaşıyorum. Evde olmayı çok seviyorum. Ama özgürlük bambaşka bir şey. İstediğin an sahilde yürümenin değeri paha biçilemez. O yüzden önce kendiniz için sonra sevdiğiniz her şey için ve tabi ki özgürlüğünüz için biraz kendinizle olmayı deneyin. Hepimiz özledik arkadaşlarımızla ev buluşmalarını, mekanlarda saatlerce sohbet etmeyi.. Kahve içerken, bir yerde otururken tedirgin olmamayı. En çok da sarılmayı evet çok özledik. O günler yine gelecek. Ama şimdi biraz bireysel özveri zamanı sanırım..

Söyleyeceklerim bu kadar.

Ananem, balım, pamuğum, canım benim. Senin içinde olduğun yazının bambaşka olmasını isterdim ama olmadı. Bilmeni istiyorum ki seni çok seviyorum. Bana yaşattığın, hatırımda olan her şey için çok çok teşekkür ederim.

Sevgiler.

esra

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir